KÜLTÜR

Küçülen, Parçalanan ve Dağılan Ailemiz

    İnsanlar, milletler, medeniyetler ve tüm devletler için yaşamın başladığı yer, aile. Tek bir aile, içinden onlarca farklı millet, toplum ve devlet çıkarmış, büyütmüş, kimini tarihe kimini toprağa gömmüş…

Küçülen, Parçalanan ve Dağılan Ailemiz

 

 

İnsanlar, milletler, medeniyetler ve tüm devletler için yaşamın başladığı yer, aile. Tek bir aile, içinden onlarca farklı millet, toplum ve devlet çıkarmış, büyütmüş, kimini tarihe kimini toprağa gömmüş. Aile, tüm milletler için var olmanın, yaşamın ve mutluluğun kaynağı olduğu gibi bozulmanın, çürümenin ve yok olmanın da sebebidir. Bir toplumda aile kurumu ne kadar sağlıklı ve güçlüyse toplumda o nispette huzurludur.

Kentleşmenin artması, kadınların daha yoğun biçimde işgücüne katılımı, işyerinde geçirilen uzun çalışma süreleri, dijitalleşme, hedonist yaşam biçimi ve bireysel yaşamın artmasının bir sonucu olarak aile kurumu da değişti. Değişimin hem yapısal olarak hem de aile içi ilişkiler boyutunda olduğu söylenebilir. Araştırma sonuçları da ne yazık ki bu durumu doğruluyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından sonuçları açıklanan “İstatistiklerle Aile” araştırmasına göre; Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan hane halkı ortalaması 2020 yılında 3,30 kişiye düştü. Hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu iller, 5,75 kişi ile Şırnak5,25 kişi ile Şanlıurfa ve 5,16 kişi ile Hakkari olurken, hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,61 kişi ile Çanakkale2,66 kişi ile Tunceli ve 2,68 kişi ile Eskişehir oldu (Tüik, 2021).

Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, 2014 yılında %13,9 olan tek kişilik hane halklarının oranı 2020 yılında %17,9’a yükseldi. Eşlerden ve çocuklardan oluşan çekirdek ailelerin oranı 2014 yılında %45,7 iken 2010 yılında %42 oldu. En çarpıcı sonuçlardan biri ise tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin oranındaki artış. Zira sadece baba ve çocuklardan oluşan ailelerin oranı 2014 yılında %1,5 iken 2020 yılında %2,2’ ye ulaştı. Sadece anne ve çocuklardan oluşan ailelerin oranı ise 2014 yılında %6,1 iken 2020 yılında %7,5’e oldu (Tüik, 2021).

Aile kurumunun gidişatına dair kaygılanmamız gereken başka bir durum ise artan boşanma oranları. “TÜİK Evlenme ve Boşanma İstatistikleri” ne göre evlenen çiftlerin sayısı 2010 yılında 582 bin 715 iken 2020 yılında 487 bin 270 oldu. Boşanan çiftlerin sayısı ise 2010 yılında 118 bin 568 iken 2020 yılında 135 bin 022 oldu. Yani 10 yıllık bir zaman periyodunda boşanan çiftlerin sayısı artarken evlenen çiftlerin sayısı önemli düzeyde azaldı (Tüik, 2021).

Dünyanın diğer ülkelerinde de benzer durumlar söz konusu. Avrupa Birliği resmi istatistik birimi olan EUROSTAT’a göre 2019 yılında AB’de yaklaşık 1,9 milyon evlilik ve 0,8 milyon boşanma gerçekleşti. Avrupa Birliği ülkelerindeki evlenme ve boşanma oranlarını yansıtan istatistiklere göre, AB’deki evlilik oranlarında yaklaşık %50 düşüş gerçekleşti (1964’te 1.000 kişi başına 8,0 olan kaba evlilik oranı 2019’da 4,3 oldu). Kaba boşanma oranı 1964’te 1000 kişi başına 0,8’den 2019’da 1,8’e yükselerek iki katından fazla artış gösterdi (Eurostat, 2021; https://ec.europa.eu/eurostat/statisticsexplained/index.php?title=Marriage_and_divorce_statistics#Fewer_marriages.2C_more_divorces).

Amerika’da 2000 yılında 1000 kişi için 8,2 olan evlenme oranı 2019 yılında 6,1’e düştü. Japonya’da, Çin’de, Avustralya’da ve Güney Afrika’da, kısacası dünyanın doğusunda ve batısında, kuzeyinde ya da güneyinde durum çok farklı değil. Genel olarak evlilik yaşı yükseliyor, evlenme oranları düşüyor, boşanma oranları artıyor ve her geçen gün daha fazla çocuk anne babasından ayrı büyümek, daha fazla kadın ve erkek tek başına yaşamak mecburiyetinde kalıyor.

“Küçülen, parçalanan ve dağılan ailemiz” önemli ve bir an önce çözüm bulunması gereken bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Şayet bu olumsuz gidişatın nedenlerini bilimsel olarak ortaya koyamaz ve çözüm reçeteleri üretemezsek “son kalemiz olan ailemiz” de elimizden kayıp gidecek. Ailenin yıkılması tüm toplumlar için sosyal problemler, huzursuzluk ve daha fazla yalnızlık demek. Sözlerime Peygamberimizin aile kurumuna verdiği önemi gösteren bir hadis ile son veriyorum; “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmiz, Mencikıb, 63)

Vesselam…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL